Yazı Detayı
05 Nisan 2020 - Pazar 16:00
 
Salgının tetikleri bir başka tehdit!
Abdullah Ağar
 
 

Küresel/Toplumsal/Bireysel Obsesif Kompülsif Bozukluk: OKS Analizim. Okumanız dileği ile. Saygı ve selamla. Konu sadece sosyal mesafenin dışında kalanlar mı? Yoksa artık anne ve babalarımız, eş, kardeş ve çocuklarımız başta olmak üzere kandan, candan, özel, sevgili ve sevimli bütün bağlarımızı da mı tehdit ve tehlikeli görmeye mi başlayacağız? Küresel, toplumsal ve bireysel bir OKS'ye yani

Obsesif Kompülsif Bozukluğa mı yakalanmak üzereyiz? Bir sosyal medya mesajımda şöyle yazdım: Dikkat edin dostlar. Motoru kurtaracağım derken beyni yakmayın.

 Ruh sağlığına zarar işlerle uğraşMAYIN. “Mayın” kelimesini de özellikle büyük harflerle yazdım. Psikolojik karakter taşıyan son derece sinsi bir mayın, tam da mayın kavramıyla örtüşürcesine gömüldüğü bilinç altımızda yolumuzun tam ortasına dikilmiş durumda. Hem de bir tane değil, binlercesi bir tarafta, hem de kendi ellerimizle ektiğimiz devasa bir mayın tarlası halinde! Ellerimizle döşediğimiz bu mayınlardan birine ayaklarımızla basarak, büyük bir parçalanmışlık yaşayabiliriz. Yüksek stres, risk ve kaygı ortamlarında insanların kontrollerini kaybetmeleri, iradelerini baskılamaları, yanlış kararlar vermeleri son derece anlaşılabilir. Ancak mücadele alanları her ne olursa olsun insanın kendini yitirmesine, soğukkanlılığını ve bilincini kaybedip, kendine çevresine ve geleceğine çok daha büyük zararlar üretmesine izin vermiyor. Hatta yüksek stres ortamlarında bu riskle karşılaşan insanların mukavemet bilinci geliştirmeleri kendilerini eğitmeleri gerekiyor.

Bu yapılabilir mi? Evet. Çünkü bunu yapabilecek hem zaman hem ortam hem olanak hem de akıl var. Sadece sorunun doğru tespit etmek, bilgi ve bilinç üretmek ve uygulamak gerekiyor. Konuşalım biraz: Artık sokakta bile birbirimize yaklaşmıyoruz. İnsanlar en yakınlarından dahi kaçmaya başladı. Hatta kardeş gibi yaşamaya başlayan karı kocalar var. Bugün çok gündemde olan bir konu değil belki, ama can derdine düşme kronik bir izolasyona dönüşürse, bundan etkilenen insanlık nasıl üreyecek? En azından soruna konu olan karı kocalar, ne yapacaklar? Artık el sıkışmıyoruz, birbirimizi öpmüyoruz, sevgi ve samimiyetimizin göstergesi hararetle muhabbetle birbirimize sımsıkı sarılmıyoruz. Hatta koyduğumuz sanal duvarlarımız, sosyal mesafe aralıklarımız sevdiklerimiz tarafından ihlal edildiğinde bile geriliyor, ürperiyoruz. Salgın bir gün sona erdiğinde (-ki eski salgınlara bakarak, er veya geç, eninde veya sonunda sona ereceğini umuyoruz) salgına özgü ürettiğimiz hassasiyetler ya da farkındalıklar nasıl ortadan kalkacak? Ya kalıcı olmaya kalkarlarsa!

 Bu doğal olarak kişilerin ve ulusların yaklaşımlarına ve sosyolojik etkileşime bağlı. Ama ne olursa olsun yadsınamaz bir gerçeğimiz artık var. Biz bu yaşadıklarımızı bir ömür boyu unutmayacağız! Hatta ballandıra ballandıra bizden sonra gelen nesillere, kuşaklara artaracağız, anlatacağız. Harp Okulu’nda okurken bir arkadaşımız vardı. Her ders sonu verilen aralarda bahçeye ya da koridora çıkıp konuşmak şakalaşmak dolaşmak yerine doğrudan lavaboya koşar, teneffüs boyunca, dakikalarca ellerini yıkardı. Her saat, ama her saat. T

edavi ettirilmeye çalışıldı. Ama bir türlü bu psikolojik rahatsızlıktan kurtulamadı ve sonunda Harp Okulu’ndan ayrılmak zorunda kaldı. Onun bu hastalığının adı OKB yani obsesif-kompülsif bozukluktu. Yani insanların obsesyon adı verilen sürekli tekrar eden düşünceler taşıması ve bu düşüncenin kendisini rahatsız etmesi nedeniyle, genellikle rahatlamak amacıyla ritüel veya kompulsiyon adı verilen sürekli tekrar eden davranışlarda bulunmasıyla karakterize olan psikolojik bir rahatsızlığa kapılmıştı. Ve bütün desteğe ve tedavilere rağmen içinden çıkamamıştı. Bu teşhis yaşadıklarımızla neredeyse birebir örtüşüyor. Kıssadan hisse! Artık sürekli el yıkamak, dezenfektasyon kullanmak, maske takmak ya da taşımak, el sıkmaktan, yanak yanağa öpüşmekten, sımsıkı sarılmaktan çekinmek, ürpermek, korkmak, aktif/pasif/agresif davranışlarla tepki göstermek gibi bireysel ve toplumsal hastalıklar geliştirme eğilimindeyiz. H

atta yenik düşebiliriz. O yüzden diyorum ki tekrar, motoru kurtarmaya çalışırken lütfen beyinlerimizi yakmayalım. Evet, salgın günlerine özgü son derece radikal izolasyon tedbirleri alabiliriz, almak zorundayız zaten, ama bunun bir kişilik özelliğine daha doğrusu bozuk-dezenformasyona uğramış bir kişilik özelliğine-psikolojiye dönüşmesine izin vermemeliyiz. Hatta hatta bunu sosyolojik bir travmaya dönüşmesine kesinlikle izin veremeyiz. Bunun en etkili yolu bu psikolojik hastalığa kapılmamaktır,

bu sosyolojik buhrana kuyruğu kaptırmamaktır. Bu biraz da cesur ve atılgan bir ruha… Ölümden kaçılamayacağı, ama tehdit ve ölümün YENİLEBİLECEĞİ bilen bir bilince ve iradeye sahip olmaktan…

Abdullah Ağar

 
Etiketler: Salgının, tetikleri, bir, başka, tehdit!,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Anketler
Gaziler Kaç Gün Prim Gününde Emekli Olmalıydı?
Anketler
Gazilerin 2. Emekliliğini Nasıl Yorumlarsınız?
Anketler
Sitemizin Çalışmalarını Nasıl Buldunuz?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
53
0
3
8
15
26
2
Başakşehir FK
53
0
3
8
15
26
3
Galatasaray
50
0
4
8
14
26
4
Sivasspor
49
0
5
7
14
26
5
Beşiktaş
44
0
8
5
13
26
6
Alanyaspor
43
0
7
7
12
26
7
Fenerbahçe
40
0
8
7
11
26
8
Göztepe
37
0
9
7
10
26
9
Gaziantep FK
32
0
10
8
8
26
10
Denizlispor
31
0
11
7
8
26
11
Antalyaspor
30
0
10
9
7
26
12
Gençlerbirliği
28
0
12
7
7
26
13
Kasımpaşa
26
0
14
5
7
26
14
Konyaspor
26
0
10
11
5
26
15
Yeni Malatyaspor
25
0
13
7
6
26
16
Çaykur Rizespor
25
0
15
4
7
26
17
MKE Ankaragücü
23
0
13
8
5
26
18
Kayserispor
22
0
14
7
5
26
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı